NÜKLEER SAVAŞ VE KORUNMA
NÜKLEER SİLAHLAR
Nükleer silah deyimi bize; atom çekirdeğini
hatırlatmaktadır. Çünkü bir atomun parçalanması ya da iki atomun
birleşmesi halinde açığa çıkan enerjiden istifade edilerek nükleer
silahlar yapılmış ve geliştirilmiştir. Bu enerji, gerçekte çok fazla ise
de faydalanılan kısmı gayet azdır. Fakat bir bombada milyarlarca atom bir
anda parçalandığı ya da birleştiği için açığa çıkan enerji astronomik
rakamlarla konuşulacak düzeye ulaşmakta ve bu enerjiyi anlatacak birim,
bildiğimiz ölçülerden farklı, onların dışında bir şey olmaktadır. Bu kısa
açıklama, atom ve hidrojen silahlarının ayrı esaslara göre yapıldıklarını
ve klasik silahlardan başka nitelikte olduklarını göstermeyecektir. Atom
silahları (Nükleer silahlar), fisyon olayından istifade edilerek
yapılmıştır. Bu olay, bazı ağır metal (uranyum, plutonyum gibi) atomların
nötron bombardımanı sayesinde eşit olmayan iki parçaya ayrılmasıdır. Bu
esasa göre yapılan silahlar için enerji birimi kiloton (KT), 1.000 ton
T.N.T (Dinamit) nin yıkma gücüne eşit bir basıncın ifadesidir. Hidrojen
silahları (Termonükleer silahlar), füzyon olayından faydalanılarak
yapılmıştır. Bu olay bazı ağır hidrojen (döteryum, trityum gibi)
atomlarının çok şiddetli ısı karşısında birleşmeleridir. (Bu ısıyı ancak
bir atom infilakı verebilmektedir). Bu esasa göre yapılan silahlar için
kudret birimi megaton (MT) dur. Megaton 1.000.000 ton T.N.T.nin yıkma
gücüne denk bir basınçtır. Gerek atom, gerekse hidrojen silahları infilak
ettirildikten sonra yaptıkları etkinin özelliklerinden hiçbir fark
göstermediklerinden hepsine birden NÜKLEER SİLAH deyimini kullanmakta bir
sakınca yoktur.
NÜKLEER SİLAHLARLA KLASİK SİLAHLAR ARASINDAKİ FARKLAR
Nükleer
silahlarla klasik silahların karşılaştırılması ise bize şu sonuçları
vermektedir. 1. Klasik silahlar bir amaç (Yan etkileri hariç) için
kullanıldıkları halde, nükleer silahlar aynı anda bir çok etkiyi birden
yapabilmektedirler. 2. Klasik silahlarda etki alanı olarak sokak ya da
binalar kabul edildiği halde, nükleer silahların en küçüğünün (Nominal
bomba=20 KT.'luk) etki alanını kilometrelerle ifade etmek gerekmektedir.
3. Klasik silahlarda en ağır etkili bir tahrip bombasının etki süresi
saniyenin 1/100'ü olduğu halde nominal atom bombasındaki basınç etki
süresi 7/10 saniye; nominal bombanın 500 katı olan 10 M.T'luk Hidrojen
bombasında 5 saniyedir. 4. Klasik silahlardan olmayan radyolojik etki,
nükleer silahların infilakı halinde diğer etkilerle birlikte radyolojik
etkileri de ölüm ve hastalık saçar. Ayrıca silahın yerde veya yere yakın
infilakında radyoaktif serpinti tehlikesi doğar.
ATOM VE HİDROJEN BOMBALARI ARASINDAKİ FARKLAR
Bu silahların
belirtilmesi gereken başlıca farklılıkları şunlardır; 1. Hidrojen
silahları istenilen kudrette yapılabildiği halde atom silahları için
sınırlı kudret söz konusudur. 2. İki silahın etki alanları değişiktir.
Aynı ağırlıkta olan iki silahtan; hidrojen silahlarının etki alanı
yarıçapı atom silahlarının 2,5 katıdır.
NÜKLEER SİLAHLARIN ETKİLERİ
Bir nükleer
infilakta, ilk önce silahın kudretine göre yarıçapı değişen bir ateş topu
hasıl olur. Ateş topunun merkezindeki ısı, güneşteki ısıdan 2-3 defa daha
fazladır. İşte aşağıda incelemeye başlayacağımız bütün etkiler etrafa bu
ateş topundan yayılmaktadır. Nükleer silahların etkileri; Ani Etkiler ve
Kalıntı Etkiler olarak ikiye ayrılır.
1) Ani Etkiler (Patlamadan sonra ilk 1 dakika içerisinde meydana gelir)
-Işık,
-Isı,
-Ani Nükleer Radyasyon
-Basınç (Blast)
-Elektromanyetik Pals
2) Kalıntı Etkiler (Radyoaktif Serpinti)
Radyoaktif serpinti bomba patladıktan 30-60 dakika sonra başlar. Nükleer
infilakın bütün etkilerini 100 kabul edersek, bu etkilerden:
-%35'i Isı
(Işık ile birlikte gelmektedir).
-%5i Ani Nükleer Radyasyon
-%45'i Basınç (Blast)
-%15'i Kalıntı Etki (Radyoaktif Serpinti)
olarak karşımıza çıkmaktadır.
ANİ ETKİLER
1. Işık
Nükleer şimşek adı da verilen bu ışık güneşten birkaç defa parlak olduğu
için pırıl pırıl güneşli bir günde bile bir nükleer infilakı rahatça haber
verebilecek niteliktedir. Ancak, muayyen-mesafeler için çıplak göze, direk
ulaştığı takdirde 15-45 dakika süren geçici bir körlüğe sebep olmaktadır.
Nükleer şimşekten korunmak için saydam olmayan her çeşit ekrandan istifade
edebiliriz. Bu ekran, ince bir kağıt bile olabilir. (Işığın öldürme gücü
olmadığından % hesabında ayrıca yer verilmemiştir).
2. Isı
Nükleer ısı radyasyonları, nükleer şimşeğin beraberinde gelmektedir. Bu
sebeple belirli bir uzaklıkta ve açıkta bulunan şahıslar için çok
tehlikeli olurlar.
Isı radyasyonlarının özellikleri:
-Devamlıdır,
-Çok süratlidir,
-Çevre, ısısını ani olarak yükselttiğinden geniş çapta yangınlara
sebep olur,
-Mesafe ile azalır,
-Nüfus hassası yoktur,
şeklinde özetlenebilir.
Bu özelliklere göre ısı radyasyonları incelenirse görülür ki ışık
hızındadırlar ve silahın kudreti ile değişen bir devamlılıkları vardır.
Ancak infilak yerinden uzaklaştıkça şiddetini kaybetmekte ve saydam
olmayan bir hail (ekran) tarafından hailin tutuşma ve yanma kabiliyeti ile
ters orantılı olarak durdurulabilmekte ya da şiddeti azaltılabilmektedir.
Yine bu yüzden belirli çevrelerde çok şiddetli (yanma kabiliyetinde olan
her şeyin tutuştuğu) ve yine belirli çevrelerde çabuk tutuşan maddelerin
çıkardığı yangınlar görülmektedir.
3. Ani Nükleer
Radyasyon
Öldürme kudretinde olan bir etki de ani nükleer radyasyondur. Bu
etkilerden söz edilince hemen akla gelen en önemli tehlikeler; alfa ve
beta partikülleri ile nötronlar ve gama ışınlarıdır. Bunlardan:
a) Alfa Zerreleri
2 nötron, 2 protonu olan pozitif elektrik yüklü partiküllerdir.
Menzilleri birkaç santimetre içinde olup nüfuz hassasları yoktur.
b) Beta Zerreleri
Negatif elektrik yüklü ve çok küçük kitlesi olan bir iyondur. Menzili
4-5 metre kadar olup nüfuz kabiliyeti bulunmamaktadır.
c) Nötronlar
Elektrik yükü olmayan fakat atom çekirdeklerinden fırladıklarında
radyoaktif olmaya müsait cisimlerin atomlarını parçalayıp onları suni
olarak radyoaktif hale getiren zerrelerdir. Büyük tehlike yaratacak
kabiliyettedirler fakat menzilleri 100 metreden biraz fazladır.
d) Gama Işınları ve Gama Işınlarının Özellikleri
Yüksek frekanslı elektromanyetik dalgalar halinde intişar eden bu
etkinin hem uzun menzilli ve kitlesiz oluşu, hem de engel tanımayan bir
nüfuz kabiliyeti bulunuşu tehlikeyi çoğaltmaktadır. Bu sebeple Ani
Nükleer Radyasyon denince hemen "Gama Işınları" akla gelir.
Gama Işınlarının Özellikleri
-Devamlıdır,
-Çok süratlidir,
-Hissedilmez,
-Büyük bir nüfuz hassası vardır,
-Kısa bir süre için tesirlidir,
-Öldürücüdür,
-Cansızlara etkisi yoktur.
Şu halde gama ışınları bir dakika ya da biraz fazla devamlılığı olan, ışık
hızında intişar eden, duyu organları ile varlığını anlamak mümkün olmayan
ve hücreleri iyonize ederek insanı hasta edip öldürebilen bir tehlikedir.
Bunlardan daha önemlisi bu ışınları hiçbir engelin tamamen durdurma imkanı
sağlayamamasıdır.
Önemli özelliği kısa bir süre için etkili oluşudur ve
cansızlara etkisi olmadığından herhangi bir yan etkisi söz konusu
değildir. Örneğin: Gama ışını etkisinde kalmış gerek su, gerek çiğ ve
pişmiş gıda maddelerinin içilip yenilmesinden bir zarar doğmayacağı gibi
maden, taş ve toprak gibi diğer maddeler de ayrıca bir tehlike teşkil
etmezler.
Burada korunma yönünden en çok üzerinde durulması
gereken, özellikle gama ışınlarının nüfuz kabiliyetidir ve sorulacak bir
soru vardır; "Madem ki gama ışınlarını hiçbir engel tamamen durduramıyor,
o halde hangi engel, ne kadar durdurma imkanı tanır?"
Bu sorunun cevaplandırılması suretiyle korunmanın
esasları da verilmiş olacaktır. Hailler (engeller), yoğunluklarına göre
gama ışınlarını durdurma yeteneğine sahiptir. Yoğunluğu en çok olan madde,
en fazla yarı kalınlık veren maddedir. Bildiğimiz maddelerin
yoğunluklarına göre hangi kalınlıkların yarı kalınlık sayılabileceğini
şöyle sıralayabiliriz.
|
Sıkıştırılmış toprak için |
15 cm
|
|
Kurşun
için |
1,25
cm
|
|
Çelik
için |
3,75
cm
|
|
Beton
için |
12,50
cm
|
|
Briket
için |
15 cm
|
|
Tuğla
için |
15 cm
|
|
Taş için
|
15 cm
|
|
Ağaçlar
için |
20-25
cm
|
|
Su için
|
33 cm
|
4. Basınç (Blast)
Ateş topundan yayılan yoğun ısının genişleyerek havayı itmesi sureti ile
meydana gelen basınç etkisi, infilak yerindeki boşluğu dışarıdan soğuk
havanın hücum etmesi yüzünden iki yönlü olarak görülür. İlk tesir
sırasında tamamen yıkılmayan binaların, emme safhası da denilen ikinci
safhada yıkılmaları bu sebeptendir.
Genel etki tablosunda %45 olarak gösterilen basınç
etkisinin özellikleri:
-Devamlıdır,
-Yavaş seyreder (Ses hızından),
-Endirekt yangınlar çıkarır,
-Bina ve köprüleri yıkar.
Bu özellikleri biraz açarsak korunma bakımından bazı
faydalı sonuçlar elde etmek mümkün olur. Silahların kudretine göre
devamlılık süresi değişen etki, diğer etkiler gibi ışık hızında değil, ses
hızında etrafa yayılmaktadır (340 m/s). Bu yavaş gidiş, bilhassa açıkta
bulunanların diğer tesirlerinden zarar görmemeleri halinde basınçtan
korunma için zaman kazanmalarını mümkün kılar. Nükleer şimşek kendileri
için bir ikaz vazifesi görecek ve bu şahıslar korunacak bir yer tedarik
edebileceklerdir. Bina ve köprüleri yıkar diye kısaca ifade edilmesinin
sebebi büyük bir yıkma ve parçalama gücünün varlığını anlatmaktır. O kadar
ki 20 KT.luk bombanın killi toprak sathında infilakı halinde 90 metre
yarıçapında ve 12 metre derinliğinde bir kuyu (krater) açabildiği
söylenirse basınç gücünün azameti kolayca anlaşılacaktır. Hele bu silah 10
MT.luk ise bu kraterin derinliği 51, yarıçapı 660 metre olacaktır.
Böyle bir basıncın harap edeceği binalarda birçok elektrik kontağı,
havagazı patlaması ve daha çok mevcut ateşin dağılması sonucunda sayısız
yangın başlangıçları da görülecektir. Bu yangınlar endirekt yangınlar diye
adlandırılmışlardır.
5. Elektromanyetik Pals
Elektromanyetik pals, elektronik devreler kullanan modern cihazları
bozmak, istenmeyen sinyal çıkarmasına neden olmak suretiyle malzeme
hasarına neden olur.
KALINTI ETKİLERİ
(Radyoaktif Serpinti)
Gelecekteki savaşların tehlikelerinden belki en büyüğü olan nükleer
silahların, yurt ölçüsünde karış karış, taş taş korunulması gereken tek
etkisi müteakip tehlikedir. Bu tehlike "Kalıntı Etkileri" veya "Radyoaktif
Serpinti" diye de adlandırılabilir. Bu tehlikenin meydana gelebilmesi için
nükleer bombanın yere veya yere yakın infilak ettirilmesi şarttır.
Örneğin; İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki
şehirleri üzerine atılan 20'şer kilotonluk atom bombaları 305 metre (1000
feet) yükseklikte patladıkları için havada infilak sayılır. Zira 20
kilotonluk bomba için serpinti hasıl edebilecek en fazla yükseklik 180
metredir.
Verilen örnekten çıkarılan sonuç şudur;
Nükleer silahlar kudretlerine (ateş topu yarıçaplarına) göre değişen
belirli bir yüksekliğin üzerinde infilak ederse radyoaktif serpinti
tehlikesi meydana getirmezler. İşte her silah için başka olan bu
yüksekliğe "KRİTİK YÜKSEKLİK" denir. Bu yükseklikten başlamak üzere daha
aşağıya inildikçe serpinti tehlikesi artacak ve satıhtaki infilakta en çok
olacaktır. Bunun sebebi satıh infilaklarında arz sathında bulunan taş,
toprak, sıva, tuğla gibi maddelerle kalay, nikel, demir, bakır, alüminyum
ve daha akla gelebilecek her çeşit maddelerin veya toprak içindeki
filizlerin en fazla parçalanabilmesi ve en fazla nötron etkisine maruz
kalarak en fazla radyoaktif hale gelebilmesidir. Radyoaktif hale gelen bu
parça ve zerreler kısmen ateş topu içinde eriyerek hatta buharlaşarak
atomik bulutu teşkil edecekler ve atmosfer dahilinde (mümkün olursa
troposferin bittiği yere yani 30000 metreye kadar) yükseleceklerdir. İşte
ateş topu ile birlikte yükselen bu parça ve zerrelerin yerçekimine uyarak
yeniden arz sathına dökülmesi olayına "RADYOAKTİF SERPİNTİ=FALL-OUT"
diyoruz.
Kalıntı tehlike, yersıfır noktası ve dolayları için
elbette yalnız radyoaktif serpintiden ibaret değildir. İnfilak yerinde
meydana gelen çukur (krater) ve çukurun etrafında radyoaktif hale gelmiş,
fakat ağırlıkları ya da yerden kopmamaları yüzünden yükselememiş o kadar
çok şey vardır ki sadece bunların varlığı bile o bölgeyi yaşanmaz durumda
saymak için kafidir, yükselenlerin de en ağır olanları yine yersıfır
dolaylarına serpilecek, üstelik burada alfa ve beta tehlikesi ile fisyona
iştirak etmeyen ya da fisyon artığı sayılacak kritik maddelerin tehlikesi
de en yüksek düzeyde bulunacaktır (Niga bölgesi).
Daha hafif olan radyoaktif toz ve zerreler, atomik
bulutun çıkabildiği yükseklikte rüzgarların şiddeti ve yönüne göre bir
taraftan sürüklenecek, bir taraftan da dökülmeye devam edeceklerdir. Bu
sürükleniş ve dökülüş sebebiyle arz sathında teşekkül edecek serpinti
sathının şekli yaklaşık olarak kenarları çok girintili çıkıntılı basık bir
elipse veya puro sigarasına benzeyecektir. Bu sahanın 10 megatonluk bir
hidrojen bombasına göre teorik eni, boyu hakkında fikir edinmek gerekirse;
Yüksekte esen rüzgarların müsait olması halinde eni 80, boyu 1600
kilometreye, müsait olmaması halinde eni 160 ve boyu 800 kilometreye
ulaşacaktır denebilir.
Böyle bir saha içinde birçok şehir ve kasaba bulunacağı
gibi sayısız köy, çiftlik, mandıra, sınai ya da iktisadi tesis, bağ,
bahçe, tarla bulunacak ve işte bizim asıl problemimiz buralarda oturan ve
çalışanların korunması olacaktır.
Radyoaktif Serpintinin Özellikleri
1. Kalıcıdır
Ani tesirlerde "Devamlıdır" anlatımı kullanıldığı ve süre verildiği halde
serpinti tehlikesi için "Kalıcıdır" denilmiştir. Bunun sebebi radyoaktif
serpinti tozlarının düştükleri yerden uzaklaştırılmaları bazı şartlarda
mümkün olabildiği halde yok edilmeleri ya da çürüme hızını artırma
olanağının bulunmamasındandır. Serpinti tozlarını yakmak dahi yok etmek
için yeterli değildir.
2. Nereye Gideceği Önceden Bilinmez
Devletin kiminle ne zaman ve hangi şartlar altında düşman duruma geçeceği
bilinmeyeceği gibi, komşu devletlerden hangisinin böyle bir durumda
kalacağı da kestirilemez. Seferberlik ve savaş ilanından sonra bile hangi
hedef bölgelerini, hangi gün ve saatte, hangi kudrette bir silahla
taarruza uğrayacağı bilinemez. Bütün bunlardan başka 20-30000 metre
yüksekte esen rüzgarın şiddet ve yönünü tespiti de nükleer saldırıdan
sonra yapılırsa ancak faydalı olabilmektedir. O halde bir hassas bölgede
ve muhtemelen yersıfırda, önceden tahmin edilen bir silahın tahmin edilen
yükseklikte patlatıldığını kabul etsek; yalnız rüzgar sebebiyle tehlikenin
ne tarafa gideceğini ve nereleri etki altına alacağını bilmek bir yana,
tahmin dahi edemeyiz. Serpintinin, yurt ölçüsünde tedbir alınmasını
gerektiren özelliği budur.
3. Geniş Sahaları Kaplar
Ani tesirlerin etki alanlarından söz edilirken yer sıfırları merkez kabul
olunan ve belirli yarıçapları bulunan etki alanları belirtilmiştir.
Halbuki serpinti tesiri için durum tamamen değişiktir. Bu etki yalnız
yersıfır ve dolaylarını değil, infilak yeri ile hiç ilgisi olmayacak kadar
geniş ve uzak mesafeleri tehdit eder. Öyle ki komşularımızdan herhangi
birisi nükleer taarruza uğrasa ve yurdumuz yüksekten esen rüzgarların
esişi yönünde bulunsa, silahın serpinti tesiri birçok şehir, kasaba, köy
ve tesislerimizi etki altına alabilecektir.
4. Duyu Organları İle Varlığı Anlaşılmaz
Yersıfır civarında başka ve daha uzak yerlere dökülen radyoaktif
partiküllerin kitleleri öyle küçüktür ki bunların gözle görülmesi, bir
çoğunun bir araya gelmesi halinde bile mümkün değildir. Bu kadar küçük
kitlelerin yere düştüğünde ses çıkaramayacağı meydandadır. Kokusu ve özel
bir lezzeti olmadığına göre "Duyu organları ile anlaşılmaz." deyiminin çok
uygun bir ifade olduğu sonucuna varılmaktadır. Tehlikenin bu özelliği
yüzünden; varlığını anlamak, derecesini ölçmek için Radyak Aletleri
kullanılır.
5. Öldürücüdür
Öldürme mekanizmasına, ani nükleer radyasyon etkisi içinde bulunan gama
ışınlarından söz edilirken değinilmişti. Burada, "Hücrenin iyonize
olmasına sebep olur" demekle yetineceğiz.
6. 7x10 Kaidesine Göre
Çürür
Çürümenin zaman ile olan ilgisi ileride yeniden ele alınacak ve 7x10
kuralı anlatılacaktır. Tehlikenin bu özelliği çürümenin ilk anlarda çok
hızlı bir tempo ile devam etmesine karşılık, zaman uzadıkça çürüme hızının
azaldığını ifade ediyor. Kızgın bir demirin soğumasında olduğu gibi bir
demir çubuğu ateşte kızdırırsak rengi beyaza yakın olur. Ateşten çıkarınca
hemen kırmızıya ve siyaha döner. Fakat "Asıl rengini aldı" diyerek
elimizde tutmamız mümkün müdür? Bunun mümkün olabilmesi için çok zamana
ihtiyaç bulunduğunu hepimiz biliriz.
7. Tehlike İnfilaktan
30-60 Dakika Sonra Başlar
İnfilak anında radyoaktivite diye bir problem yoktur. Sadece yersıfır ve
dolaylarında kalıntı tesirleri (Radyoaktif hale gelip de emilememiş büyük
parçalar, fisyon artıkları, nötronlar, alfa ve beta zerreleri) vardır ki
buralarda zaten ani tesirler en yüksek düzeydedir. Serpinti atomik bulut
halinde yükselen radyoaktif haldeki parça ve zerrelerin yeryüzüne
dökülmesi demek olduğu, bu çıkış ve iniş için zamana muhtaç bulunduğundan
tehlike silahın kudretine ve infilak ettirildiği yüksekliğe bağlı olarak
infilaktan en az 25-30 en çok 60 dakika sonra başlamaktadır. Serpintinin
bu özelliği, bilhassa tehlike (hasar) bölgesinde bulunan kılavuzlar ve bu
bölgede yaşayan halk için hayati önemde bir çok işler görülmesini,
hazırlıkların yapılmasını mümkün kılmıştır.
Radyasyon Hastalıkları
Özellikleri yeter bir açıklıkla anlatıldığı serpinti sebebiyle
tehlikeye maruz kalanlar iki ayrı şekilde hasta olurlar.
1. Radyasyon Hastalığı
Gama ışını neşreden kaynak bizden az ya da çok bir uzaklıktadır. Bu kaynak
bize nükleer radyasyon, vücudumuzdaki organları meydana getiren dokuların
hücrelerinde iyonizasyon ve sonuç olarak hücrelerin ölümüne sebep olur.
Hücre ölümü ile yerine koyma organındaki aksama hastalanmayı, bu olayın
devamı ise ölümü doğurur.
2. Radyoaktif Zehirlenme
Nükleer radyasyon kaynakları nefes alınırken solunum yol ve organlarına,
bulaşmış yiyecek ve içeceklere dikkat edilmezse sindirim organlarına açık
yara veya yaralardan doğruca kana yani dolaşım sistemine girebilir. İşte
radyoaktif zehirlenme bu tür hastalanmaya verilen addır. Bu hastalanma
şeklinde kaynak hangi yol ya da yollardan olursa olsun vücuda girmiştir.
Şualanma yakından olmaktadır. Hasta (zehirlenen), her türlü korunma
olanağından yoksundur.
Hastalık Belirtileri
Serpinti tehlikesi insanı çabucak öldürüveren bir tehlike değildir. Etki
insan vücudunda zamanla harabiyete sebep olur. Belirtileri azar azar
meydana çıkar. Zaman uzadıkça belirtileri çoğalarak hastalık gelişir ve
nükleer radyasyon almaya devam edilirse bir hafta veya haftalar sonra
ölümle sonuçlanır. Biriktirildiği tespit edilen radyasyon miktarı az
ölçüde, yahut hastalanan şahıs çok mukavemetli ve artık hastanın radyasyon
alması önlenmiş ise istirahat ve iyi bir bakım ile iyileşecektir. Ancak
burada belirtilere değinmeden hastalık yapabilecek dozlarla, ölüme sebep
olabilecek dozların, kesin ölüm dozu ile herkes için tehlikesiz
biriktirilebilecek dozun açıklanması gerekir.
En aşağı düzeyde başlayıp %100 ölüm dozuna kadar olmak üzere radyasyon
etkileri şöyledir.
75 röntgene kadar :Herkes için tehlikesiz alınabilecek radyasyon miktarı
75 röntgen : Savaş dozu
150 röntgen : Hastalık başlangıç dozu
300 röntgen : Ölüm başlangıç dozu
450 röntgen : %50 öldürücü doz
600 röntgen : Herkes için %100 ölüm dozu
Gerek radyasyon hastalığı, gerekse radyoaktif zehirlenmesi seyri ve sonucu
itibariyle hastalık belirtileri başka başka olmadığından hissedildiği ya
da başkaları tarafından fark edildiği andan itibaren bu belirtiler;
-Halsizlik, isteksizlik, bitkinlik,
-Mide bulantısı, baş dönmesi,
-Mide bulantısı, kusma, baş ağrısı,
-Kusma, şiddetli baş ağrısı,
-Kusma, ateş yükselmesi, kanlı ishal,
-Kusma ve kanlı ishalin devam etmesi, ölüm.
Şeklinde yaklaşık bir sıraya sokulabilir.
Radyasyondan Korunmada Ana Prensipler
Nükleer infilakın kalıntı tesirleri, radyoaktif çürüme tamamlanıncaya
kadar derece derece korunma zorunluluğu bulunan ve korunma kurallarına
uymayanları öldürebilen kesin bir tehlikedir. Bu büyük tehlikeden
korunmada üç ana prensip vardır.
1. Mesafe
Tehlikeden korunma durumunda bulunan canlı ile radyoaktif kaynak yahut
radyoaktiviteli alan arasındaki mesafenin canlının korunması bakımından
başlı başına rol oynadığı bilinmelidir. Zira böyle bir alandaki canlının
aldığı radyoaktivitenin üçte biri dört metre yarı çapında bir daire
içinden, yarısı 7,5 metre yarıçapında bir daire içinden, dörtte üçü 30
metre yarıçapında bir daire içinden, geri kalanı da daha uzaktan gelir.
Bunu başka türlü söylemekte mümkündür. Radyoaktif kaynakla arasındaki
uzaklık dört metre olan bir canlı bu kaynaktaki şiddetin üçte birinden,
uzaklığı 7,5 metre olan canlı yarısından, uzaklığı 30 metre olan canlı ise
dörtte üçünden korunmuş (masun) dur. Örneğin: Radyoaktiviteli bir alandaki
şiddet 240 r/s. olsun. Başka korunma olanağı bulunmayan bir insan bu alana
4 metre uzaklıkta ise bu insanın vücudunda bir saatte 160 röntgenlik, 7,5
metre uzaklıkta ise 120 röntgenlik ve 30 metre uzaklıkta ise 60 röntgenlik
bir birikme (AKÜMÜLATİF) doz olacaktır. O halde serpinti sığınağı yapmak
için seçilecek yerin; bir binadaki üst kat yerine bodrum, kenarda bulunan
oda yerine ortadaki bir oda olmasına dikkat edilmelidir.
2. Engel
Tehlikeden korunma zorunluluğunda olan canlı ile radyoaktif kaynak
arasında ne kadar fazla yarı kalınlık sağlayan bir engel varsa o canlının
göstereceği etki aynı ölçüde az olacaktır.
Ani tesirler incelenirken Ani nükleer radyasyon
içindeki gama ışınlarının daha aktif oldukları belirtilmiştir. Serpintiden
intişar eden gama ışınları ise diğerlerine oranla az aktiftir. Bu sebeple
korunma bakımından gereken yarı kalınlıklarda değişiklikler vardır. Az
aktif oldukları bilinen kalıntı tesirlerinden korunmayı sağlayacak yarı
kalınlık hesaplarının:
Çelik için : 1.8 cm.
Beton için : 5.6 cm.
Briket, tuğla,taş, kerpiç ve
sıkıştırılmış toprak için : 7 cm.
Gevşek toprak için : 8 cm.
Üzerinden yapılması amaca yetecektir.
Ancak çok uzun süreli bir korunma söz konusu olduğundan
ne kadar fazla yarı kalınlık sağlanırsa, sığınak diye seçilen yerdeki
koruma faktörünün o kadar yüksek yani sığınağın içindekileri o kadar iyi
koruyacağı anlaşılır.
Aşağıdaki resimlerde bir nükleer saldırı sırasında ne
gibi hallerde ne şekilde hareket edilmesi gerektiği gösterilmektedir.
3. Zaman
Her şeyden önce bilinmelidir ki zaman, sığınakta da açıkta da aynı şekilde
çalışır. Daha doğrusu dışarıdaki etkisi ile sığınaktaki etkisi arasında
zamanla azalma bakımından hiç fark yoktur. Fakat uzun süre korunulması
gereken bu tehlikeden zaman ile çok yakın bir ilgisi vardır ve tehlikeyi
yok eden tek unsurdur. Tehlikenin özelliklerinden söz ederken anlaşıldığı
gibi çürüme ilk anlarda çok hızlıdır. Zaman uzadıkça hızından kaybederek
devam eder ve sona erer.
İnfilak anında böyle bir tehlike (yersıfır ve yakın
dolayları hariç) mevcut olmadığından ve özellikleri açıklanırken
kaydedildiği gibi tehlikenin başlaması 30 ile 60 dakikalık gecikmeye
uğradığından, kalıntı etkisi için başlangıç zamanı silahın patlamasından
bir saat sonrası kabul edilmektedir. İnfilak anını (H) harfi ile
gösterelim ve bir saat sonraki radyoaktivite şiddetini 1000 r/s. farz
edelim. Çürümenin zamanla nasıl oluştuğunu inceleyelim.
H + 1 de 1000 r/s. ise
H + 7 de 100 r/s. e
H + 7x7 (2 gün) de 10 r/s. e ve
H + 7x7x7 (15 gün) de 1 r/s. ve düşer
H + 7x7x7x7 (3 ay) de ise 0.1 r/s. olacaktır.
Başlangıç olarak ele alınan H +1 den 45 dakika sonra şiddetin yarıya
indiği de bilindiğine göre hakikaten serpintinin çürümesi önce çok süratli
olduğu halde zaman uzadıkça hız azalmaktadır. İşte bu kuralın yukarıdaki
zaman şiddet tablosuna 7x10 KAİDESİ denilmektedir.
BİR NÜKLEER SALDIRI OLDUĞUNDA ALINACAK TEDBİRLER
1. Dışarıda iseniz;
- Patlama ışığını görür görmez, hemen çukur bir yere veya duvar
dibine veya kuytu bir yere YATIN!
- Kollarınızı başınızın üstünde kavuşturun! (gözler kapalı olacak veya
ışığı görmeyecek)
- Dizlerinizi karnınıza doğru çekip KAPANIN!
- Çıplak yerlerinizi (giysilerinizle) ÖRTÜN !
- Bu durumunuzu ışık, yakıcı hava hareketi ve yıkılmalar sona erene
kadar koruyun (1 dk.)
- Bombanın patladığını kuvvetli ışıktan hemen anlayın.
- Sonra da kalkıp telaş etmeden en yakın sığınağa yönelin; SIĞINAĞA
GİRMEDEN ÖNDE 30-60 DK. ZAMANINIZ VAR!
- Ağzınızı ve burnunuzu tozlara karşı bir bezle, elbise parçasıyla vb.
koruyun.
- Sığınağa girmeden önce giysinizdeki tozu mutlaka çırpın, süpürün.
Gerekirse değiştirin.
- El, yüz, saçlar ve diğer çıplak kalmış yerlerinizi mutlaka yıkayın.
- Sığınakta kullanacağınız gerekli malzemeleri alın ve sığınağa girin.
2. Evde veya İş Yerinde iseniz ;
- YAT, KAPAN, ÖRTÜN!
Fakat cam kırıklarından ve düşen eşyalardan korunmak için:
- Sırtınızı pencereye dönün.
- Masa, ranza, koltuk altlarına / arkalarına yatın.
- Tehlike geçince doğruca sığınağa gitmek üzere yukarıda belirtilen
hazırlıkları yapın.
SIĞINAĞA GİRMEK İÇİN 30-60 DK ZAMANINIZ VARDIR!
3. Araçta iseniz;
Parlak ışığı görür görmez:
- Aracı ve motorunu durdurun.
- Hemen açık yerlerinizi kapatın
- Ellerinizi başınızın üzerine koyun ( başınızı koruyun).
- Sırtınız camlara dönük olarak, dizlerinizin üzerine kapanın.YAT,
KAPAN, ÖRTÜN!
- Tehlike geçince sığınağa giriş hazırlıklarına başlayın. Telaş
etmeyin.
4. Okulda iseniz;
- Parlak ışığı görür göremez;
YAT, KAPAN, ÖRTÜN !
- Derhal sıraların altına girin.
- Sırtınız camlara dönük olarak kapanın
- Sonra telaş etmeden öğretmeninizin talimatıyla sığınağa girin.
Kaynak:Sivil Savunma Genel Müdürlüğü |